Tuesday, December 1, 2009

saniyede bir milyar yılı gördüm

yeni bir adım atana kadar izleyeceğim
ve izleyeceğim
en iyi yaptığım şeylerden biri nasıl olsa
belki de en iyisi
hepsinin arasında

atlamadan önce sindireceğim
güzellikleri
içimde eriteceğim
ve beni yakıp,bir ağacın kökleri gibi derinlere inmelerine
hiç ses etmeyeceğim

uyumadan önce son bir kez
göz gezdireceğim
pürüzsüz tenlerde
ve sıcak titreşimlerinde
nefes alıp veren,orada değilmişçesine

beş litre kanım ruhumu da söküp akmadan kızıl manzaranın üzerine
ilk seferiymiş gibi doyuracağım kendimi
hayranlıkla alkışlayacağım tüm sesleri
en kısığından en gürültülüsüne
hepsi bir orkestranın sözleriymişçesine

bildiğim için uzun zamandır
olmadığını hiçbir şey korkacak
üzülüyordum az zamandır
olmadığı için hiçbir şey koşacak
koşacak ve tüm gücümle sarılacak

bırakmadan hayat denen yanılsamanın eteklerini
kirli tırnaklarım tüm inatlarına rağmen
gülümseyeceğim bir kez daha
tüm varoluşun kucağına
aslında gerçek olmasa da



Soğukmuş Lan

son zamanlarda çok yorulduğumu hissediyorum
sanki parça parça dökülüyorum
ve bunu inkar etmekte inadımı sürdürüyorum
belki de bünyemin kapasitesinin ötesinde görevler yüklüyorum ona
ya da belki sadece yol yorgunluğudur,
bilemiyorum.
yediğim şeyler besleyici olsa da yemek düzenim
zarar görmüş durumda
ne zaman yediğimin farkında bile değilim
sabahları uyanmakta zorluk çekmeye başladım
akşamları ise uyuyamıyorum
belki de uyuyabiliyorumdur
ama kendimi zorluyorumdur
bilemiyorum.
burası öngördüğümden daha farklı bir şekilde soğuk
sabahları dışarı çıktığımda her yeri buz kaplamış olarak buluyorum
havadaki nem olduğu yerde donuyor
kırağı dedikleri olay bu olsa gerek
ne var ki anlatıldığı gibi şirin değil
bazen yerlerde yürümek zorlaşıyor
her yer kayganlaştığı için
çimlere bastığımda çıtırtılar duyuyorum
donmuş çimlerin kırılma sesleri...
gözlerim daha hassas hale geldi
artık güneş gözlüğü olmadan aydınlıkta duramıyorum
gözlerimi açmakta gerçekten zorluk çekiyorum
sabah ve akşam saatleri arasındaki sıcaklık farkı çok fazla
derslerimin geç saatte bittiği günler
odama dönerken üşümekten kaçmak için
sabahları kaşınmayı göze almak zorundayım.
sebze ucuz ama et oldukça pahalı
dilediğim kadar et yemeği yiyemiyorum
özellikle de kırmızı et,
bir aydan uzun zamandır hiç tüketmedim.
drama çalışmalarım sıhhiye'deki bir tiyatro salonuna kaydırıldığından
artık ders çıkışlarında oraya gitmem gerekiyor
bir buçuk saat erken çıkmalıymışız
görüşüne göre istanbuldaki hayat tarzımdan firarım pek de uzun sürmedi eh
ironik...
belki de ben diğer insanların aksine hayatımı ani ve büyük felaketlerle değil de,
sürekli ve en kötü ihtimalle can sıkıcı olan problemlerle yaşıyorumdur
bir takas olarak
çok da şikayetçi olmamalıyım belki de
bilemiyorum.


Can'dan itirafları okudunuz. İyi geceler yaşayan organizmalar.

Zalimler

Bunlar bunlar bunlar böyle
Yaşarlarken kendi hallerinde
İster ister isterlerken
Bir yudum da olsa kaybettikleri saniyelerden

Dilerken dönmeyi kendi çevrelerinde
Değil ama,hatıralarındaki günlere
Bilerken orakları kanlı ellerinde
Sırıtırlar sinsice,kaçıp gidebilenlere

Seyrederler arkalarından
Zalimce bir kikirdemenin eşliğinde
Boğazları kesikse de hiç hırıldamadan
Salınırlar her an ihanetin eşiğinde

Çekemezken izlemeyi
Fırsat bulmuşken özgürce uçup gidenleri
İsterler cenneti yerle bir etmeyi
Dirilirken nefretlerinden,yeniden,gelmeyecek son seferi

Sunday, November 29, 2009

Eroin-Kokain-Amfetamin-........

Rüzgar esiyor bir kızın dişlek kıyılarında sabahın ilk ışıklarıyla
Titrek nefesimin dalgaları vuruyor makyajdan görünmeyen yanaklarına
Yaşlanıyor çiziklerle dolu ahşapta ilerleyen aydınlığın her bir ânıyla
Tüm gençliğini inkâr ederken kırık ruhu güzelliği ölüyor yanıbaşımda

Dönüyor palyaçolu duvar kağıtları ve eskiden kalma tüm ihtişamıyla çevremde oda
Evlerine dönerken yakın zamanlı anılar,siniyor tehtidkâr sorular aklıma
Ve savunmasız yakalıyor beni turuncu oklar,kör ederken kaşındırıyor da
Cürret ederim atlarmışçasına karanlık sulara kapıya doğru bir adım atmaya işte tam da bu anda

Haykırırken içimden yardım çağrıları,bilirken duyan bir bedenin olmadığını,çıldırmışça
Açamazken çöl gibi kurak ve çatlak dudaklarımı,sarılmış gerçek bir aşkla tutunmuşçasına
Yanarken her nefeste,emin olamazken kim olduğuma,varamazken bunun ayırdına
Yığıldım uzayıp giden yerlere,uzayıp gidebilecekmişçesine,inanamazken hâlâ bu soğuk tecrübenin hiçbir anına


Ne Güzellikler Halbuki

Umutlar verdi
Sonsuzluğu vadetti
Tükenmeyen bir arzuyu
Gözlerimin önüne serdi

Sanmıştım en azından
Kanmıştım bir tanesine daha,sancılı oyunlarından
Ağırlamıştım hançerlerini sırtımda,
Yapamazken hiçbir şey,akan rüyaları seyretmekten başka

Çömeldim yavaşça
Hayran kaldığımdan,demek isterdim
Uzandım ayaklarına
Bunda bile bir sanat sezdim demek isterdim

Hayallerim az önce tükenmişti ne var ki!
Kalmamıştı çareler affedilmek için!
Kestirmeler tıkanmıştı artık benim için!
Ne güzellikler söz vermişti halbuki...

Tuesday, November 17, 2009

bö

Bütün bu sorular sorduğum
Çok aptalca hissettiriyor herneyse
Hoşçakal

Köşeyi döndüğümde
Onu fısıldarken duydum gene
Hoçakal
Dediği buydu
Hoşçakal


Thursday, November 12, 2009

Sevgilerimi Veriyorum

sevgilerimi veriyorum hepinize
hayır bu sefer saklamayacağım

yerinde bulamadığım
kendime...

hayır,bu sefer esir bırakmayacağım
sözlerimde...

hepsi sizin olsun
son damlasına kadar
benden ırak olsun
son ânıma kadar

vazgeçmek değil bu
sadece,
izin vermek bu
sevgiyi sevebilmek için,sadece

korkmamak için güzellerden
kovalasalar da bazen beni
kabuslarımda,tam da güvenliği bulmuşken
bırakmasalar da peşimi

ve bazen feda etmek kendini
amaçsızca hatta anlamsızca
uzuncana aramışken benzer değerleri
yüzleşmek aynalarla

kırıklarsa da
saymadan parçaları,incelemeden kesikleri
kırgınlarsa da
deşmeden anıları,görmeden yaraları

bıkmadan ve usanmadan
kaçmadan ve asla tepeden bakmadan

sevgilerimi veriyorum


(yazarın notu: intihar mektubu gibi oldu babes Burçak :D )