Showing posts with label örnek rüyalar. Show all posts
Showing posts with label örnek rüyalar. Show all posts

Friday, April 2, 2010

Nisan 2010

Hollandadaydım! Çamurlu ve dar kanalların içinde bir kamyon lastiğine binmiş,ilerliyordum.Yanımda da bir sarışın vardı ama olmasa da olurdu.Sonra kanalların kesişip birleştiği bir açıklığa geldim ve karaya çıktım.O kadar yükseğe zıplayabiliyordum ki şehirin ötesindeki yeşil çimenli tepesi karlı dağları görebiliyordum.Hatta dağların eteklerinde devasa canlılar vardı,kafa tokuşturan ya da birbirlerine güç gösterisinde bulunan.Sonrasında,yanımdaki sarışının arkadaşlarının evine gittim.Ev sahipleri odadan çıkıp başka bir yere gittiler.Tekbaşıma kaldım.O esnada ortalığı karıştırdım ve aklımdan 'ne şanslı piçler' diye geçirdim.Tabii ki bu cümleyi kurmuş olmak rüyamda bile ''can'ın kişiliği no 375 : kriptomanyak''ın ortaya çıkmasına neden oldu.Dizüstü bilgisayarlarını çalıp bir yerlere doğru yola koyuldum ama neresiydi bilmiyorum.Ardından uyandım zaten.Ama genel olarak .ok güzel bir rüyaydı.Bir önceki gece sarhoşken uyumuş olmamın etkisi olabilir.

Sonuç,ana fikir,tema,ne demek istersen artık:
Bu soruyu yanıtlamak için psikoestetik uzmanı olmak gerekmiyor,daha önce görmediğim bir yerlere gitmem gerek. Oradaki insanlarla kaynaşmam gerek.Dünya insanı olmam gerek :D

Wednesday, March 10, 2010

Buz Pisti

Mart 2010

Çok güzel kayıyordum ama çok kalabalıktı.Küçük çocuklar vardı ortalıkta dolanan ayakta zor duran. Onlara da çarpıp o momentumla hepsini duvarlara yapıştırıyordum . Aslında çok eğlenceliydi.Sonuçta ben güzel kayıyordum.Öyle ki çok hızlı giderken zıplayıp gene yere inip buzları da her tarafa sıçratarak durmayı bile başarıyordum.Sonra ormanın kenarındaki bir buz pistinde de kaydım ama orada bir fuar vardı ve pist takım elbiseli adamlarla doldu ve renault clio model arabalarla. Ben de bütük o sıkışıklığın içinden kendimi yeşil çimenlere attım .En azından bunu başardım.Gene de tatmin olmuştum o ana kadar ki ilerlememden .Uyandığımda yenilenmiş hissettiğim rüyalarımdandı.

Mart 2010

Dokunduğum insanlar geçit kapıları gibiydi ve onları turuncu sarı karışımı aydınlık bir ışın yumağı olarak görüyordum.Ne var ki vücutlarının ana hatları belirgindi. Birisine dokunduğumda o da benim bir parçama dönüşüyordu ve gittikte artıyorduk büyümese de boyutumuz. Daha parlak ve reaktif bir hale geliyorduk. Başka insanlara dokununca onlar üzerinden bir sıçrama yaşıyorduk ve gene seçenekler vardı ve sarımtrak ışıklar karanlığın içinde. Her zaman bir seçenek vardı gidecek yerler vardı. Çok güzeldi. Hızlıydı,endişesizdi saftı ve karmaşıktı .Sevdim.Uyandığımda fiziksel olarak 60 kilogramlık altın külçe gibi hissetsem de psikolojik olarak onarılmıştım.


Thursday, March 4, 2010

Örnek Rüyalar

Örnek rüyalar.
Burçak ilgini çekebilir bu ,tamamen exclusive :D

Annemle babamı 6 yaşımdayken kıyma makinesinin içinde öğütülürken görmüştüm. Çevremde siyah granitten duvarlar vardı. Gökyüzünü görebiliyordum . Karanlık bulutlar ve yıldırımlar. Soğuk görünen bir hava ama sıcak . Yağmur yağmıyor. Birisi tarafından izlenmeye zorlanıyordum. Aşağıya bakarken hepsi. Epey korkmuştum. Sonra uyandım. Hala hatırladığıma şaşırmıyor değilim. Görüntü hiç gözümün önünde gitmedi .

Gene o yaşlardayken,çölün ortasındayım. Gökyüzü açık mavi sarı arası. İnce bulutlar var. Çölde bir vakum oluşuyor. Belki bir çukur. Bütün kum deliğin içine doğru çekiliyor. Ama bir girdap yok. Ben de kumlarla beraber deliğe düşüyorum. Düşüş eğlenceli. Uyuştuğumu hissediyorum. Uyanıyorum.Bu rüyayı da unutmam ama benim için rahatsız edici bir anısı yok.

18 ya da 19 yaşımda gördüğüm bir rüya. Uzaya fırlatılacak bir roketin tepesindeyim ve roket ateşleniyor. Ben de inanılmaz bir hızla atmosferden dışarıya doğru ilerliyorum. Ama roket atmosferden çıkmak yerine geri düşmeye başlıyor. Hızlıca yere yakınlaşıyorum. Yere inebildiğimi hatırlıyorum. Ve uyandım. Uyandığımda epey iyi hissediyordum.

Japonyadayım. Bir uçurum var . Uçurumun dibinde okyanus. Sular o kadar berrak ki o yükseklikten bile dibini görebiliyorum. Atlıyorum. Su soğuk ama çok güzel. Dibe dalıyorum . Rengarenk bitkiler ve balıklar var. Sarkıtlar görüyorum. Dışarı çıkmak istediğim zaman sular birden yükseliyor ve kolayca karaya çıkıyorum. Uyandığımda iyi hissediyordum.

Yeşil otlardan yapılmış bir labirentin içinden çıktıktan sonra altın sarısı kumları olan ve gri suları olan bir deniz kıyısına varıyorum. suya giriyorum ve su sıcak.Dalgalar büyük ama rahatım. Eğleniyorum. Uyandım.

Ve olay rüyaya geliyoruz!! :D
Uykuya daldığım gece nette gördüğüm bir oteli rüyamda gördüm. Bu otel ukranada bir uçurumun 'yanına' inşa edilmiş ve kocaman!! Otelin bir ayağı denizin dibine gidiyor.Ve o ayağın üzerindeki zıplama tahtasından aşağıya atlıyorum. Gene büyük dalgalar var sular gri ve yağmur yağıyor ama sıcak.Korkmadan yüzüyorum . Sonra kıyıya çıkıyorum. Gene altın sarısı kumlar ama koyu renkli. Gökyüzü Gece. Yerler gündüz gibi aydınlık. Güçlü'yü görüyorum! :D sudan çıktıntan sonra bir şeyler konuşuyoruz. Sanırım elinde sörf tahtası tutuyor. Arkasını dönüp giderken bir şey bağırıyorum. Duyuyor ve dönüp göz kırpıyor . Tekrar önüne dönüp yürürken arkasından büyük bir sırıtış ile onu takip ediyorum ve o anda her şey bembeyaz oluyor ve uyanıyorum. Uyandıktan sonra yaşama sevinciyle doldum :D Ve hala devam ediyor.

o zaman o zaman çok tanıdık bir şarkıyla bu yazıyı kapatalım!!

It isnt very hard to see from where i see theres noone to blame
i opened up my eyes to see the world in so much pleasure
not pain
as she looked into my eyes i knew i might not see her again
its changing and its hard for me to stay the same
she answers all the questions
things i find so very hard to say
as i close my eyes i heard her
whisper goodbye
all these questions that im asking
feel very foolish anway (goodbye)
as i turn the corner
i heard her whisper again (goodbye)
it's what she said (goodbye)
its what she said (goobye)