Tuesday, December 8, 2009

:{

resmi olarak
derdimin ne olduğunu
açıklamaya karar verdim
az önce emin olduğumdan ötürü
beeeeeeeeen,
acileeeeeeeeeeeeeen,
ONA BAKTIĞIMDA HAYRANLIK DUYACAĞIM

YANINDA BULUNMAKTAN SIKILMAYACAĞIM

YOKLUĞUNDA KOKUSUNU UNUTMAYACAĞIM

HER AN ÖZLEMLE ANACAĞIM

bir ya da daha fazla birey ile etkileşime geçmek istiyorum..
tamam mı
derdim buydu işte
bu kadar basit


kimseyi özlemedim
kimseye güvenmedim
kimseden beklemedim

bunları yaşamak istiyorum
çektiğim acının daha küçük bir yüzdesinin sentetik olmasını,
iç sesimi kahkahalarımla bastırmayı bırakabilmek istiyorum
kendi boğazımı kesmeye ramak kalmışken
başımı kaldırdığımda
vazgeçmeye değecek bir şeylerin varolduğunu görmek
yaşamın anladığım kadar tesadüfi olmadığını
yanıldığım görmek,

YANILDIĞIMI GÖRMEK!

Doğduğu andan beri arkasına baktı
Gerçeği kapatan perdelerin
İstedilerse de çevirmesini başka yöne kafasını
Sinmedi köşelere olsa da yaraları ne kadar derin

Renkleri yaşadı ve
Dillendirdi en güzel şarkıları
İçinden geçtiyse bile notaları
Sundu çevresine rüya gibi dakikaları

Ne var ki farkındaydı artık
Çok geçti geri dönüp olmak için bir aptal
Tüm kelepçeler kırılmıştı artık
Bu eziyet niyeydi varken geçip gitmek,düşüşüne hayret ederken bir aptal!


Sorar Kendisine

aç değilken
doyamamak asla
nasıl bir lanettir hiç düşündünüz mü
bununla yaşamak
nasıldır...
insanı ve eti
ayırt edemediğim günden beri
sandım en başta bu bir tanrı vergisi
anladım zamanla
değilmiş...
ellerim birinin kalbine gidiyor
pek de nazik olmayan bir şekilde
terlerken birileri
dudaklarımın kuruduğunu biliyorum
her ne kadar olsalar da kıpkırmızı
gittikçe soğuduklarını hissediyorum
kapanırken göz kapaklarım
şahit olmamak için kendi sanatımın icrasına
nefesim yavaşlıyor her anla
biliyorum...
ölürken içimdeki her şey yavaşça
yok muşum gibi davranıyorum
parmaklarım uzuyor daha da
ve inceliyor elbette
tırnaklarım keskinleşiyor
dişlerim görünüyor
aklımda
asla yeterli değilken aldığım sıcaklık
aradığım yakınlarda bir vücutta
hamlemi yapıyorum
pek de çabuk olmayan
kısa sürmüyor hiçbir zaman
parçalanıyor birinin ruhu
ve kemiriyorum benliklerini her ucundan
sahip olmaktan hoşlanmayan biri
olsam dahi
hayatımın anlamı olup çıkıyor aniden
bütün bunlar anlamsız görünseler dahi
ötesine geçemiyor etik kuralları
yıkılan bir insanın parçacıkları
etkiliyor beni oldukça derinden
ya da söylüyorum bir yalan daha
etkilerken kendi kendimi
alışkın olduğum gibi yalnızken
yapmaya mahkum olduğum gibi
bıktığım gibi
sıkıldığım gibi
gene de bitiyor birisi daha
tükeniyor karşımda
yanıbaşımda
kuruyup gidiyor farketmeden
sıkışık bir ortamda
acelesi olduğunu fısıldarken zorlukla
izin vermiş görünsem de ben
istesem de kurtaramam onu hapsolduğu yerden
:
:
:
:
:
Başlamadığı gibi
Bitmeyecek de
Sonu gelmeyecek
Varsa da her şeyin bir sonu

Bulamadığı için
Başlangıç noktasını
Kaybettiği için
Hayattaki amacını

Kavuştu ölümsüzlüğe
Akıl erdirilemeyen bir düzlemde
Yokken zaman geçirecek bir oyuncağı elinde
Ne yapacağım ben bu halde diye sorar kendisine!

Tuesday, December 1, 2009

saniyede bir milyar yılı gördüm

yeni bir adım atana kadar izleyeceğim
ve izleyeceğim
en iyi yaptığım şeylerden biri nasıl olsa
belki de en iyisi
hepsinin arasında

atlamadan önce sindireceğim
güzellikleri
içimde eriteceğim
ve beni yakıp,bir ağacın kökleri gibi derinlere inmelerine
hiç ses etmeyeceğim

uyumadan önce son bir kez
göz gezdireceğim
pürüzsüz tenlerde
ve sıcak titreşimlerinde
nefes alıp veren,orada değilmişçesine

beş litre kanım ruhumu da söküp akmadan kızıl manzaranın üzerine
ilk seferiymiş gibi doyuracağım kendimi
hayranlıkla alkışlayacağım tüm sesleri
en kısığından en gürültülüsüne
hepsi bir orkestranın sözleriymişçesine

bildiğim için uzun zamandır
olmadığını hiçbir şey korkacak
üzülüyordum az zamandır
olmadığı için hiçbir şey koşacak
koşacak ve tüm gücümle sarılacak

bırakmadan hayat denen yanılsamanın eteklerini
kirli tırnaklarım tüm inatlarına rağmen
gülümseyeceğim bir kez daha
tüm varoluşun kucağına
aslında gerçek olmasa da



Soğukmuş Lan

son zamanlarda çok yorulduğumu hissediyorum
sanki parça parça dökülüyorum
ve bunu inkar etmekte inadımı sürdürüyorum
belki de bünyemin kapasitesinin ötesinde görevler yüklüyorum ona
ya da belki sadece yol yorgunluğudur,
bilemiyorum.
yediğim şeyler besleyici olsa da yemek düzenim
zarar görmüş durumda
ne zaman yediğimin farkında bile değilim
sabahları uyanmakta zorluk çekmeye başladım
akşamları ise uyuyamıyorum
belki de uyuyabiliyorumdur
ama kendimi zorluyorumdur
bilemiyorum.
burası öngördüğümden daha farklı bir şekilde soğuk
sabahları dışarı çıktığımda her yeri buz kaplamış olarak buluyorum
havadaki nem olduğu yerde donuyor
kırağı dedikleri olay bu olsa gerek
ne var ki anlatıldığı gibi şirin değil
bazen yerlerde yürümek zorlaşıyor
her yer kayganlaştığı için
çimlere bastığımda çıtırtılar duyuyorum
donmuş çimlerin kırılma sesleri...
gözlerim daha hassas hale geldi
artık güneş gözlüğü olmadan aydınlıkta duramıyorum
gözlerimi açmakta gerçekten zorluk çekiyorum
sabah ve akşam saatleri arasındaki sıcaklık farkı çok fazla
derslerimin geç saatte bittiği günler
odama dönerken üşümekten kaçmak için
sabahları kaşınmayı göze almak zorundayım.
sebze ucuz ama et oldukça pahalı
dilediğim kadar et yemeği yiyemiyorum
özellikle de kırmızı et,
bir aydan uzun zamandır hiç tüketmedim.
drama çalışmalarım sıhhiye'deki bir tiyatro salonuna kaydırıldığından
artık ders çıkışlarında oraya gitmem gerekiyor
bir buçuk saat erken çıkmalıymışız
görüşüne göre istanbuldaki hayat tarzımdan firarım pek de uzun sürmedi eh
ironik...
belki de ben diğer insanların aksine hayatımı ani ve büyük felaketlerle değil de,
sürekli ve en kötü ihtimalle can sıkıcı olan problemlerle yaşıyorumdur
bir takas olarak
çok da şikayetçi olmamalıyım belki de
bilemiyorum.


Can'dan itirafları okudunuz. İyi geceler yaşayan organizmalar.

Zalimler

Bunlar bunlar bunlar böyle
Yaşarlarken kendi hallerinde
İster ister isterlerken
Bir yudum da olsa kaybettikleri saniyelerden

Dilerken dönmeyi kendi çevrelerinde
Değil ama,hatıralarındaki günlere
Bilerken orakları kanlı ellerinde
Sırıtırlar sinsice,kaçıp gidebilenlere

Seyrederler arkalarından
Zalimce bir kikirdemenin eşliğinde
Boğazları kesikse de hiç hırıldamadan
Salınırlar her an ihanetin eşiğinde

Çekemezken izlemeyi
Fırsat bulmuşken özgürce uçup gidenleri
İsterler cenneti yerle bir etmeyi
Dirilirken nefretlerinden,yeniden,gelmeyecek son seferi

Sunday, November 29, 2009

Eroin-Kokain-Amfetamin-........

Rüzgar esiyor bir kızın dişlek kıyılarında sabahın ilk ışıklarıyla
Titrek nefesimin dalgaları vuruyor makyajdan görünmeyen yanaklarına
Yaşlanıyor çiziklerle dolu ahşapta ilerleyen aydınlığın her bir ânıyla
Tüm gençliğini inkâr ederken kırık ruhu güzelliği ölüyor yanıbaşımda

Dönüyor palyaçolu duvar kağıtları ve eskiden kalma tüm ihtişamıyla çevremde oda
Evlerine dönerken yakın zamanlı anılar,siniyor tehtidkâr sorular aklıma
Ve savunmasız yakalıyor beni turuncu oklar,kör ederken kaşındırıyor da
Cürret ederim atlarmışçasına karanlık sulara kapıya doğru bir adım atmaya işte tam da bu anda

Haykırırken içimden yardım çağrıları,bilirken duyan bir bedenin olmadığını,çıldırmışça
Açamazken çöl gibi kurak ve çatlak dudaklarımı,sarılmış gerçek bir aşkla tutunmuşçasına
Yanarken her nefeste,emin olamazken kim olduğuma,varamazken bunun ayırdına
Yığıldım uzayıp giden yerlere,uzayıp gidebilecekmişçesine,inanamazken hâlâ bu soğuk tecrübenin hiçbir anına


Ne Güzellikler Halbuki

Umutlar verdi
Sonsuzluğu vadetti
Tükenmeyen bir arzuyu
Gözlerimin önüne serdi

Sanmıştım en azından
Kanmıştım bir tanesine daha,sancılı oyunlarından
Ağırlamıştım hançerlerini sırtımda,
Yapamazken hiçbir şey,akan rüyaları seyretmekten başka

Çömeldim yavaşça
Hayran kaldığımdan,demek isterdim
Uzandım ayaklarına
Bunda bile bir sanat sezdim demek isterdim

Hayallerim az önce tükenmişti ne var ki!
Kalmamıştı çareler affedilmek için!
Kestirmeler tıkanmıştı artık benim için!
Ne güzellikler söz vermişti halbuki...