Saturday, March 12, 2011

Beytepe Postasına İlk Yazım : Kimlikler

Kim olduğumu söylemek istiyordum,dilim varmadı. Kim olduğunu bilmek istiyordum,gözümün içine bakıp da söyleyemedin. Bu sözler bugünlerde hepimizin ağzından dökülebiliyor maalesef. Kimliklerimizi saklamak için hepimizin farklı nedenleri var. Ne var ki girdiğimiz bunca zahmet,sadece kendimizden daha da kopmamıza,kendimize yabancılaşırken,yabancılara öfke duymamıza sebep oluyor. Özgünlüğün,bireyin çevresine karşı verdiği uzun ve yıldırıcı bir mücadele sonucunda elde edildiği göz önünde bulundurulduğunda,bu kadar kolay yok sayılmasına şaşırmamak elde değil. Peki bunu neden yapıyoruz? Bir yerlere uymak,göze batmamak,sadece var olmak için mi? Amaç buysa eğer,neden bir adımız var,neden kendimize has zevklerimiz,kimsenin dokunamayacağı bir aklımız var...Kim olduğumuz ile gurur duymalıyız. Benliğimizin üstünü iğreti duran davranış ve söylemlerle kapattıkça çirkinleşiyoruz çünkü. Birbirimize düşüyor ve her şeyi yanlış anlıyoruz. Tüm ilişkilerimiz hiç yaşamamış,derme çatma karakterlerle aramızda sürüp giden bir oyundan ibaret olduğundan,ciddi şekilde,yanılıyoruz.

Sunday, February 20, 2011

21 Şubat

20 şubat 2011
bu yazıyı bitirmek için sadece 5 dakikam var
bu an'a gelmek içinse 20 yılım oldu.
4 dakika
tırnak yemeye devam ediyorum
bu konuda pek bir gelişme yok ehhe
ne var ki içim gerçekten rahat
3 dakika
ne kadar uzun sürdü o son yıl
19-20 arası da öyleydi
ama 0 eklenmesi o kadar da bir şey ifade etmemişti
0'lara bir şeyler eklemek ise bambaşka bir his
2 dakika
bugün tripod aldım
sabit fotolar çekmek için
karanlık ışıklarda
yakalamak için tüm detayları
gizseler bile kendilerini
solgun ve çekingen olsalar bile
göstersinler diye güzelliklerini
ve pişman olmasınlar
kırılgan ve nadide olmaktan
1 dakika
harika bir müzik çalıyor
dinlemeyi pek isteyebileceğim sesler
kulağımda çınlıyor
bir şeylere başlamıştım
bir şeyleri bitirmiş olmaktan
memnun değilim diyemem
diyemesem de bir şeyler
olacak her zaman diyecek bir şeylerim

iyi ki doğmuşum !

Thursday, February 3, 2011

Gergin Vajinalar:6

Uyan.Uyan.Uyan.Uyan.Uyan...Fatma gözlerini o kadar hızlı açtı ki görüşü parlak ışığın içinde paramparça oldu.İstenmeyen bu aydınlık azalmaya başladığında yavaş yavaş kelebekli perdeyi,pencere mermerini ve kalorifer suyunun duvarda bıraktığı kahvrengi paslı kalıntıları gördü. Doğrulduğunda başı dönüyordu ama kendinisi enerjik hissediyordu. Saat henüz oldukça erkendi. Önceki gece ne halde yattığı düşünülürse bu kadar erken uyanabilmiş olduğuna sevindi. Anlaşılan umduğu üzere rüya görmemeyi başarmıştı.
Ekmek almak için sokağa çıktığında yolun karşısında duran köhne gecekondunun yıkılmakta olduğunu gördü.Buldozer çatıyı parçaladıkça eski evin içinde kalmış iç karartan anılar da güneş ışığı altında ortadan kalkıyordu. Çarpışan molozları gürültüsü arasında terliklerini sürterek bakkala kadar yürüdü. Yol kenarındaki çöplerden dayanılmaz bir koku yayılıyordu. Ne var ki yüzsüzce parlayan güneş her şeyi daha katlanılabilir kılıyordu. Ekmeğin ucunu kemirerek evine dönerken kara sokak çocuklarına takıldı gözü. O kadar büyük bir şiddetle bakıyorlardı ki Fatma'ya bir an için tehtid edişmiş hissetti ve adımlarını hızlandırdı. ''Abla!'' .Arkasına dönüp bakmaya cesaret edemedi. ''Abla! Baksana!'' Sesler arttı ve annesinden öğrendiği gibi bağırıp çağırmak için arkasını döndü. Ne var ki hazırlandığından farklı bir tepki vermesi gerektiğini anladı ama ne olduğunu da bilmiyordu. Çocukların hepsi birden yırtık eşofmanlarını indirmiş ufacık penislerini alabildiğine kuvvetle Fatma'ya doğru sallıyorlardı. Bir yandan gülüyor,bir yandan laf atıyorlardı. İçlerinden bir tanesi ''İster misin bundan?'' diye bağırdı. Ve bu fesatla yaşlanmş çocuk sesi Fatma'yı kendine getirdi. Arkasını dönüp hiçbir şey demeden koşar adımlarla evine döndü.
Kahvaltı hazırlarken ekmek keserken az önce başına gelen olayları sindirmeye çalışırcasına yavaş ve uzunca nefes alıyordu. Dikkati dağıldığı için parmağını kesti. Açık kırmızı kan ekmeğin üzerine damladı ve açan çiçekler gibi bir desen oluşturdu. Fatma'nın sanata ne ilgisi vardı ne de kendisi sanatsal bir etkinlikle bulunurdu. Ne var ki yayılan kanın oluşturduğu görüntüyü öylece izlemek istedi. Yerlere de damlıyor olmasa kağıt havluya doğru koşup bu anlaşılmaz anı bozmayacaktı.
Tekbaşına küçük balkondaki küçük masada yemeğini yerken gri çatıların arkasında yükselen gökdelenlere baktı. Zengin insanlara hiç özenmediği gibi genelde küçümserdi. Paralarıyla kendilerini haklı gören kişiler midesini bulandırıyordu. Belki okulunda da babasının aylığına denk gelen fiyatta botlar giyen kızlarla bu yüzden anlaşamıyordu. Gene de,merak etmeden de olmuyordu değil mi. Düşünmeden ,nasıl olurdu ,ben olsaydım o botların içinde diye...

Gergin Vajinalar:5

Banyo.Fayansların arasındaki kahverengi lekeler.Köşesinden kırılmış bir ayna ve arzuların koku kılığında sindiği yalancı renkli kıyafetler.Sıcak suları zaman zaman kesildiği için soğuk duşlara alışmıştı Fatma.Artık umursamıyordu.Cildinin gerilmesi hayatında canını sıkan şeyler arasında oldukça küçük bir yere sahipti çünkü.Annesinin sakinlişmek için kullandığı haplarından birini attı ağzına. Klorla tadı acımış musluk suyuyla yutuverdi. Önce sol ayağını attı küvetten içeriye. Pürüzsüz yüzeye yavaşça basmak hoşuna gidiyordu. Bu gibi hoş hisleri olabildiğince uzatma çabasındaydı daima. Sonra sağ. Su parmaklarının arasına dolup taşarken bir gıdıklanma oluşuyordu. Sepsebiyi* yavaşça bacaklarından yukarıya kaldırdı,soğukla sıcak arasında kararsız kalan su Fatma'yla dalga geçer gibiydi. Daha yukarı gidince bir an ilkildi,bazı şeylere alışmak hiç mümkün olmuyordu. Karnına geldiğinde sol eliyle yavaşça kendine dokundu. Hiçbir zaman pürüzsüz olmayacağını düşündüğü teninin üzerinde geniş daireler çiziyordu. Su büyük damlalar halinde küvetin dibine çarptıkça içinde bir şeyler çözülür gibi oldu. Sonra derin bir nefes alıp kendini sıktı ve suyun tam altına girdi. Önce kafası ıslandığında aşağı inen suyun kaynadığını düşündüğü beyni nedeniyle biraz olsun ısındığını hayal ediyordu. Ve inandığını da hissediyordu görünüşe göre. Sırtındaki girintiden akan su doğrudan kalçalarının arasından geçiyor,bacaklarını yalayıp yavaşça yerde birikiyor,küçük girdaplar yapıp delikten bilinmeyen bir dünyaya ilerliyordu. Küçükken yaşadığı bir olay geldi aklına. Folklor çalışmaları esnasında havaya birden iğrenç bir koku yayılmıştı ve Fatma nedenini merak edip dışarı baktığında kanalizasyon deliğine uzanan uzun bir boru görmüştü. Biraz daha zorladığında kendini borunun bağlı olduğu bir araç ve sarı tulumları batmış işçiler. ''Ne yapıyor onlar öğretmenim?'' diye sorduğunda bir tokat yemişti. ''Önüne dön,işine bak! Yoksa sen de onlar gibi bok temizlersin!''. Vidanjör,gördüğü insanların işi buydu.
Küvetten çıktığında banyo nem içinde kalmıştı. Fayanslardan damla damla su akıyordu ve aynada gördüğü her şey birbirine kaynaşmıştı.Çevresine kaynayıp gitmenin çok da kötü bir seçenek olmayabileceğini düşündü. Bir şeyler vardı,kendine söylemek istediği,ama kelimeleri bulamıyordu,ve anlamıyordu içinden geçen dili. Gözlerini kırpıştırıp derin bir nefes aldı. Dik durmaya çalışırken omurgası çatırdadı. Bunun iyi mi kötü mü olduğunu düşünecek hali bile kalmamıştı. Sadece uyumak ve rüya görmemek istiyordu. Aynayı silip kendine baktı,odasından çıktığında olduğundan daha da berbat haldeydi,gözleri daha da şişmiş,dudakları büzülmüş ve derisi dökülüyor gibiydi. Saçlarını birbirinden ayırmak için dakikalarca uğraştı. Tarakta birikenleri bir çöp kutusuna atmaya üşendiğinden çamaşır makinesinin arkasına sıkıştırıverdi. Sakinleştirici etkisini göstermeye başlamış olmalıydı çünkü adım attığında dengesini toplamakta zorlandı.
Havlusunu bir kenara atıp üzerine ne olduğuna bakmadan geçirdiği uzunca bir şeyle yatağa bıraktı kendisini. Aklından geçen yüzlerce düşünceden birine tutundu,düşünce incelip kıvrıldı ve biçimsiz bir hal aldı,düşmeye başladı,ve düşmeye devam etti Fatma karanlıkta.

Saturday, January 22, 2011

Daha Fazla Yaşamak

İsterdim,
Ellerim bağlı
Ve yollarda cam kırıkları olmasaydı

Gece rüzgarı
Derimi kesmeseydi
Ya da kanım donmasaydı

Birkaç adım atmak isterdim
Sular yüksek,
Köprüler ipten olmasaydı

Bir an için yaşamak istedim
Saatlerim durmuş,
Yıldızlar kaymış olmasaydı



Gergin Vajinalar:4

Hastahanenin bekleme odası kötü kokuyordu.Ama nedense bir rahatlama çökmüştü üzerine Fatma'nın.Bunun nedeni Gonca karısının en sonunda sustuğuna sevinmesi miydi yoksa havadaki morfinin neredeyse içinde yüzülecek kıvamda mı olması emin değildi. Her iki türlü de suçluluk duyuyordu. Ne var ki yaşadığı anlamsız sevincin sebebini deşmeden edemiyordu. ''Kapı açıldı,doktor geliyo!'' Annesi ayağa kalktı ve dün Fatma'yı dövdüğü terliklerini şaklatarak doktora yöneldi.''İyi mi doktor bey,biz anlamadık noldu valla,nesi varmış?'' diye sordu. ''Kalp krizi.Kolestrolü o kadar yüksek ki bu zaman kadar nasıl böyle bir şey olmamış anlayamadık.'' ''İt gibi yerse olacağı o zaten'' diye içinden geçirdi Fatma. ''E ne zaman taburcu olacak?'' ''Şu anda durumu belirsiz,biz ailesine haber veririz.''
Eve dönerken sallanan otobüsün içinde,Fatma,huzur bulmuştu.Harika hissetmiyordu ama o içindeki sıkıntı durulmuş gibiydi.Nemli pencerelerden dışarı bakarken arkasında duran adamın bir süredir ona sürtmekte olduğunu farketti.Toplu taşıma araçlarındaki tacize o kadar alışmıştı ki artık umursamıyordu.Adamlar bazen çok inatçı çıktığında hareket edecek alan varsa yerini değiştirirdi.Ne var ki bugün herkesin otobüse bineceği tutmuştu herhalde. İçerisi sıkış tıkıştı ve leş gibi bok ve ter kokuyordu. Nefes almanın imkansızlığı da cabasıydı. Adam Fatma'nın kalçalarına iyice bastırdı kendisini. Erekte olmuştu. Farma buna da alışıktı. Ama bu kadar büyüğüne hiç rastlamamıştı. ''Donunda bir odunla dolaşıyor olmalı'' diye düşündü. O anda aklına Ulaş geldi,neden hep uygunsuz anlarda onu hatırlıyordu.Bakışları canlandı gözünde,anlayış dolu,ama gerçekliği belirsiz.Derin ama hala iki gözün ötesinde değil. Bir süredir terliyordu zaten,şimdi nefes almakta güçlük çekiyordu. Atkısını çıkardı ve boynu açıkta kalınca biraz rahatladı. Derken adamın nefesini hissetti ensesinde. Sarmısak ve ne olduğunu çıkaramadığı bir şeyler kokuyordu. Burnu ağır kokulardan yorulmamış olsaydı iğrenebilirdi. Sabretmeye çalışırken sıkışık trafikte ıvır zıvır satmaya çalışan çıplak ayaklı çocuklara takıldı gözü. Ayak. Adamın penisi artık iyice bastırıyordu ve Fatma istemsiz olarak tepki veriyor olmaktan endişelendi. Uzaklaşmaya çalıştı ama gidecek bir yer yoktu. Otobüs yokuşu çıkarken antika sayılacak motorlar aracı titretiyordu. Bununla beraber arkasındaki odunu da. Darbeler devam ettikçe rahatsızlıkla beraber başka bir his yükseldi içinde. Nefret ettiği kadar istediğini sanar gibi oldu bir an. Sonra aniden kopup gitti,nefret edilen istenebilir mi diye düşündü. Kendisi için oldukça zor olan bu soruya bir yanıt bulamadan bacak arasında bir ıslaklık hissetti. Tanımadığı bir dokunuş kavradı vücudunu içeriden. Arkasında bir sıcaklık,adamın nefesi son kez üzerine esti ve saçlarını havalandırdı. ''İnecek var!'' Kapılar açıldı ve apar topar dışarı attı kendini. Kafası karışmış,saçı başı dağılmıştı.''Ben çekiştirmesen kıpırdayacağın yok,nereye daldın kız,Gonca'ya mı üzülüyon? Merak etme odun gibi karıdır o hiçbir şey olmaz'' ''He- Evet Gonca teyzeyi düşünüyordum...'' Otobüsün egzozundan öksürdü ve kaldırımdaki kırıkları ilk kez farketti.

Gergin Vajinalar:3

Yemek alabildiğine sıkıcı geçiyordu.Çatal bıçak sesleri kulaklarını tırmalarken o günkü olayları baştan yaşıyordu Fatma.''Bu yaz gene yazlıktayız,bir kere de farklı bir yere gidelim diyom, dinlemiyor Refik'' Gonca,gürültücü,geveze,yemiş de sıçamamış bir kadındı Fatma'nın gözünde.Kaşığından taşan lokmaları yamuk dişleriyle parçalarken ağzının kenarından bir şeyler akıyordu.Fatma bir tepki verecek gibi oldu ama vazgeçti. Son zamanlarda hep böyle oluyordu. İçinde bir şeyler yükselip dudaklarından dökülemeden alçalıyor,resmen ahlak denen o kuyunun dibine siniyordu.Çorbasını içmeye devam etti.Babasının ''bir deri bir kemik kaldın'' demesine rağmen ekmek yememeye çalışıyordu.Hala yeterince zayıf hissetmiyor,banyodan çıkınca aynaya baktığında memnun olamıyordu.En sonunda surat asmaktan öyle kalacağını düşünüyordu bazen.''Ay paraları at yarışına yatırıyomuş meğersem,geçen gün telefonda biriyle kavga ederken duydum,yaktın beni diye bağırıyodu inşallah önemli bi şeyler gitmemiştir,soramıyorum da kız sinirlenir diye,biliyon geçen sene küçüğü yatağı ıslatınca nasıl dövmüştü onu da beni de...'' Gonca konuştukça Fatma'nın bakışları biraz daha derinlere dalıyor,kulağına başka insanların sesi geliyordu.''Gene bekleriz!'' ''Erkekler tuvaletinde ne işin var ?'' ''İyi misin?''...''Ulaş'' diye düşündü Fatma. Çocuğa hiç yakından bakmadığını farketti bugüne kadar.Aslında hiçbir erkeğe yakından bakmamıştı.Küçükken evcilik oynadığı komşunun oğlu dışında.Alman piçi olduğu ortaya çıkınca arkadaşlığını bitirmek zorunda kalmıştı.''Babasız gavurlarla mı dostluk edeceksin!'' demişti ailesi.''Dost'' derken neyi kastettiklerini yeni anlamıştı...''Dost'',okulda bazı kızların dostu vard,erkek dostları.Kendisinin de olabilirdi aslında.''Ama hayır-'' diye geçirdi içinden.Düşünceleri bile devamsızken pek sağlıklı hissetmiyordu.Gene Ulaş!Neden aklından çıkaramıyordu onu?Daha da rahatsız eden ise neden aklında olduğuydu en baştan beri.Halbuki özel olarak iyi davranmamıştı.Hatta aralarında geçen tek şey bir soruydu,o da yarım yamalak bir açıklamayla,havada kalmıştı.Geniş omuzlarını düşündü,dirseklerine kadar kıvrılmış buruşuk gömleğini.Yüzünde çiller vardı. Çok kötü durmuyordu aslında...Gözlerinin bu kadar büyük olduğunu daha önce neden farketmemişti ? ''Hiç bana bakmadılar da ondan'' diye düşündü.Büyük elleri ve uzun parmakları vardı.Ayaklarına dikkat etmemişti. Acaba onlar da büyük müydü ? ''Herhalde...'' Geçen gün kızların büyük ayaklı erkekler için söylediklerini hatırladı. Kulak misafiri olmuştu sadece. Öyle şeylerden bahsetmek istemiyordu. Rahatsız oluyordu çünkü. Gene de merakı uyanmamış değildi. Merak etmek bir suçmuş gibi gelirken neden ille de bilmek istiyordu ki sanki. Kalbi hızla atmaya başladı. Nefesi de hızlanmıştı. Gözlerini duvardaki eğreti bir çividen sarkan ezan takviminden almasıyla,Gonca'nın öksürerek yere yığılması bir oldu.